Archive for the ‘Kıssadan Hisse’ category

Beni hatırlayınız

March 3rd, 2015

Asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfi ve medeni kaabiliyeti atinin yükselen medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktir!..

Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: beni hatirlayiniz!” (29.10.1933)

Warren Buffet’tan hayat dersi

December 17th, 2014

Warren Buffet der ki;

Gelir üzerine:
Asla tek bir gelir kaynağın olmasın. İkinci bir kaynak için yatırım yap.

Harcama üzerine:
Eğer ihtiyacın olmayan şeyleri satın alırsan, bir gün ihtyiacın olanları satmak zorunda kalırsın.

Tasarruf üzerine:
Harcamalarından kalanı tasarruf etme, tasarruflarından kalanı harca.

Risk üzerine:
Bir nehrin derinliğini iki ayağınla birlikte ölçme.

Yatırım üzerine:
Bütün yumurtaları tek sepete koyma.

Beklentiler üzerine:
Dürüstlük pahalı bir hediyedir, bunu ucuz insanlardan bekleme.

Bir Irlanda Duasi

July 16th, 2013

Here is to a long life and merry one.

A quick death and an easy one.

A pretty girl and an  honest one.

A cold pint and another one!.

Millet

April 4th, 2013

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.

Ya İstiklal, Ya Ölüm!

January 17th, 2012

Ya istiklal, ya ölüm!

İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş..Ben kimseyi zorla milli meclis’e davet etmedim..Herkes kararında hürdür; bunlara başkaları da katılabilir..

Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim..Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz.. O takdirde Asker Mustafa Kemal, mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de Bayrağı alır, elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder, kurşunları bitince aciz vücudunu bayrağına sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanını mukaddes Bayrağına içire içire tek başına can verir..

Ben buna and içtim..

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

AFYONKARAHİSAR KOLORDU DAİRESİNDE SUBAYLARA HİTABEN KONUŞMA (31TEMMUZ 1920)

January 12th, 2012

Efendiler!

Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz: müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülâhaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanî imanıdır.

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını takip ettiler ve ediyorlar.

Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak huzuruna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır. Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lâzım olduğunu söylediğim kaynak -ki milletin vicdanî imanıdır- mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur. Malûm bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; “ordunun ruhu subaylardadır. “. O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.

Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların, subayların yüce olan vazifesi budur. Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve felsefeleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler.

Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.

Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır; şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi

ayaklar altına almaktır.

Dolayısıyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız.

Mustafa KEMÂL

Kadınları anlamak üzerine güzel bir fıkra

March 16th, 2011

Adamın biri California’da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumlarn içinden çıkarmış, ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış, cin başlamış konuşmaya

- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs vs vs… Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım, bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!"
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve
- "Her zaman Hawaii’ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok kötü tutar. Benim için Hawaii’ye bir köprü yap, böylece arabayla oraya gidebileyim"
demiş. Cin gülmüş ve:
- "Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik’in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün! Hayır, başka bir dilek düşün"
demiş, Adam:
- "Tamam"
demiş ve güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda,
- "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini, onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum…"
Cin:
- "Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi?"

Tanri, kainat, biz

March 10th, 2011

1211427901_f

I don’t need sex

December 24th, 2010

because » Read more: I don’t need sex

Ten Rules for Being Human

June 23rd, 2010

 

1.  You will receive a body. You may like it or hate it, but it’s yours to keep for the entire period.

2.  You will learn lessons. You are enrolled in a full-time informal school called, “life.”

3.  There are no mistakes, only lessons. Growth is a process of trial, error, and experimentation. The “failed” experiments are as much a part of the process as the experiments that ultimately “work.”

4.  Lessons are repeated until they are learned. A lesson will be presented to you in various forms until you have learned it. When you have learned it, you can go on to the next lesson.

5.  Learning lessons does not end. There’s no part of life that doesn’t contain its lessons. If you’re alive, that means there are still lessons to be learned.

6.  “There” is no better a place than “here.” When your “there” has become a “here”, you will simply obtain another “there” that will again look better than “here.”

7.  Other people are merely mirrors of you. You cannot love or hate something about another person unless it reflects to you something you love or hate about yourself.

8.  What you make of your life is up to you. You have all the tools and resources you need. What you do with them is up to you. The choice is yours.

9.  Your answers lie within you. The answers to life’s questions lie within you. All you need to do is look, listen, and trust.

10. You will forget all this.

 

Cherie Carter-Scott