Yeni gezi blog sitesi: Gezentiyiz Biz

Evet gerçekten gezenti değiliz. Bunun için yeterli zamanımız yok. Ama bu niye bizi durdursundu ki 😀 Durdurmadı.

Zamanı yavaş yavaş geliyordu belki de biz de acayip çok fena gezenti olmasak da sürekli seyahat etme hayaliyle yanıp tutuşan beyaz yakalar olarak bu hayalimizi diri tutmak adına bu girişimi başlattık. Bir seneyi aşkın süredir vegan olduğumuz için gezi yazılarımız içine bu detayı da katarak bir nüans yaratmayı hedefliyoruz.

Herkesin hayali kurduğu bol gezili bir hayatı olması ümidiyle yazdığımız yazılarımıza şu adresten ulaşabilirsiniz: Gezentiyiz Biz Blog

Ha unutmadan sevdiceğimin yüreğine, emeğine, ellerine sağlık. O olmasaydı bu site büyük ihtimalle uzun süre daha atıl durumda kalırdı. Teşekkürler Burcum.

Melis Salıncak ve Tost Keyfi

Canım kızımla hafta sonu havanın güzelliğini fırsat bilerek sahilde gezintiye çıktık. Bir ara çimlerin üzerinde yürüsün diye arabasından çıkardım. Baktım koşarak bir yere gitmeye çalışıyor. Meğer ilerdeki çocuk bahçesini görmüş ve oraya gitmeye çalışıyormuş… Hemen gittik ve sallandık. Sonra da uzun bir yürüşten sonra tost yemeğe gittik. İşte fotoğraflar.

Lunapark

Dün gece ilk kez kızımızı lunaparka götürdük. Ağzı açık şekilde yanıp sönen ışıklarıyla dönen oyuncakları seyrederken gözlerindeki mutluluk görülmeye değerdi.

Hele balonları fark edip çıldırdığı an unutulamaz. Boyundan büyük “Patrick Star” uçan balonunu eline aldığında ise ipinden asılırak aşağıya çekti ve kolunu yakalayarak kaşınan dişlerini kaşımaya koyuldu. Ardından atlı karıcaya bindi. İndiğinde ise tekrar binmek isteyişi bizi çok güldürdü.

Rengini beğendiğinden olsa gerek elinde annesinin verdiği dondurma olmasına rağmen benim çilekli imajı veren dondurmama göz dikti.

Gecenin sonunda ise Bostancı Lunapark girişinde bulunan dövmecinin cici yavru köpeği ile yakınlaşmaya çalıştı.

Tabi bu kadar aksiyonun ardından eve sokabilmek oldukça güç oldu.

Leyleği havada gördük

İnanır mısınız, koca yaz boyunca bir tane bile leylek görmemişim…

Bunun farkına boğazda havada dönen kuşların aslında martı değil leylek olduğunu anladığımda vardım…

Her sene bu zamanlarda ülkemizin bir çok yerinde görülebilen muazzam bir olaydı…

Nasıl bilinmez ama bir şekilde belirli noktalarda toplanıp güneye olan göçlerine başlıyorlar… Önce dakikalarca havada daireler çiziyor, sonra da sanki yoklama tamamlanmış gibi dönen daireden koparak tek bir yöne doğru uçuyorlardı… Allah’tan fotoğraf makinemiz yanımızdaydı da bu muhteşem görüntüyü fotoğraflayabildik…

Hayvanlar gerçekten mükemmel zamanlamayla sıcak yerlere uçmuşlar. Göçün gecesi ciddi bir yağmur yağışı oldu ve artık geceleri hava gerçekten soğuk olmaya başladı…

Dedim ya. Bu yaz ilk defa leylek gördük. Hem havada gördük… Hem de binlercesini gördük…

Bu yakında çıkabileceğimiz uzun bir yolculuğun habercisi midir???

Bilinmez…

Anıtkabir

İnsanın duygularını anlatamadığı anlar olur… İşte Anıtkabir ziyaretimiz böyle bir çok ana şahit oldu… Şanlı Türk Ordumuzun çiçek gibi bakıp organize ettiği müthiş bir yapı ‘Anıtkabir’.

Önce kısa bir taksi yolculuğu ile Anıtkabir’in kurulu olduğu Anıttepe mevkisinde nizamiyeye geldik… Bu noktadan ileriye sadece yürüyerek ve tahsis edilmiş olan ring servisi ile gidilebiliyor. Nizamiyeden içeriye hiç bir şekilde el çantalarının dışında büyük çanta vb. sokulamıyor. Biz de girişte bulunan emanete sırt çantamızı bıraktık. (Keşke bırakmadan önce şapkalarımızı almayı akıl edebilseydim.)

Ring servisi ile hareket ettik. Yavaş yavaş sıcaktan etkilenmeden hafif esintili bir şekilde ilerliyorduk…

Ters oturanlar yaklaştıkları yerleri görmek için boyunları koparcasına geriye dönüp bakıyorlardı.

Kısa bir yolculuktan sonra Aslanlı Yolda indik ve Anıtkabir ziyaretimiz gerçek anlamda başlamış oldu.

Tüm diğer ziyaretçiler gibi heyecanla aslanlı yolun başında bulunan merdivenleri çıktık ve yolun girişinde bulunan Hürriyet ve İstiklal kulelerini gezdik.

İstiklal kulesi (sağ) Anıtkabir maketini sergilerken, Hürriyet kulesi (sol) Anıtkabir inşaasında kullanılan malzemeleri ve ilgili fotoğrafları sergiliyordu.

Aslanlı yol karşımızda duruyor ve büyük bayrak direği üzerinde bayrağımız uzakta dalgalanarak bize hoş geldiniz diyordu.

Bu yolda yürüyen kalabalıkları hayal ettim…

Alsanlı yolda girişte bulunan erkek ve kadın heykel grupları, aslanlı yola adını veren aslan heykelerden daha ilgi çekici duruyorlardı tabi ki.

Özellikle kadın heykel grubunun Ata’yı uğurlamayı tasvir ediyor olmasından çok etkilendim…

Ama yolun iki tarafında karşılıklı olarak dikilmiş kırmızı ve beyaz güller kocaman kocaman açmışlar ve insanlara eşlik ediyorlardı. Özellikle kırmızı güllerin büyüklüğü bu topraklar için dökülen kanların çokluğunu gösterir gibiydi.

Ata’nın askeri olmanın verdiği gururla nöbet değişiminden dönen askerlerimiz.

Aynı mekan içinde istirahat eden ebedi silah arkadaşları.

Özel olarak yapılan bayrak direğinde ay-yıldızlı bayrağımız nazlı nazlı dalgalanırken ona bakan bir insanın gurulanmaması mümkün mü?

“Dalgalan sen de şafaklar gibi, ey nazlı hilal!”

Rahat uyu… Emanetine sahip çıkacağız…