Archive for the ‘Fıkra’ category

Detaylarla boğuşurken esas noktayı kaçırmayalım

April 19th, 2011
Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan: “Yalnızca kum”, diye yanıt verince
Polis: “Aç bakalım çantaları”, der.
Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur! Polis, çantalarını Juan’a geri verir ve sınırdan geçmesine  izin verir.
Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan’ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan’ı serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder!
Bir gün emekli polis Meksika’da bir barda otururken Juan’ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
-Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin.
Juan gülümseyerek yanıtlar: ‘Motosiklet’
Detaylarla boğuşurken esas noktayı kaçırmayalım

Kadınları anlamak üzerine güzel bir fıkra

March 16th, 2011

Adamın biri California’da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumlarn içinden çıkarmış, ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış, cin başlamış konuşmaya

- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs vs vs… Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım, bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!"
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve
- "Her zaman Hawaii’ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok kötü tutar. Benim için Hawaii’ye bir köprü yap, böylece arabayla oraya gidebileyim"
demiş. Cin gülmüş ve:
- "Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik’in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün! Hayır, başka bir dilek düşün"
demiş, Adam:
- "Tamam"
demiş ve güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda,
- "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini, onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum…"
Cin:
- "Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi?"

Güvercinler

November 4th, 2008

İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı,

Birinci ihtiyar “şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum” dedi.

Diğer ihtiyar “Neden…???” Diye sorunca ekledi;

“Yerde dolaşırken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza sıçıyor şerefsizler…!”

Paylaşım için arkadaşım İbrahim UZEL’ e teşekkür ederim…

Denizli’nin horozu

July 26th, 2008

Denizli’de arastirma yapmak icin kamp kuran bir grup universite ogrencisi, kamp yakinina tuneyen bir Denizli horozunun sabahin erken saatlerinde yuksek sesle otmesinden cok rahatsiz olmuslar…

Sabahin korunde ortaya cikan horoz, once dikleniyor, sonra dakikalarca otuyormus… Tabii ekipte ne uyku ne de huzur birakmiyormus. Sonunda sabirlar tukenmis…

Susturmak icin baslamislar horozu kovalamaya… Horoz onde… Gencler pesinde…

Mahalle arasina dalmislar… Kovalamacayi goren, fakat bir anlam veremeyen yasli dede, seslenmis:
- Hey, evlatlar!.. Bu zavalli horozu niye urkutuyorsunuz?..
- Dede, sabahin korunde otmeye basliyor, kampi ayaga kaldiriyor. O yuzden basini kesecegiz!..
- Yaziktir evladim yapmayin!.. demis ihtiyar, birakin, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsiz etmez sizi…
Gencler bunun uzerine kovalamayi birakmislar.

Ertesi sabah, hafif gak – guk sesleri disinda horozdan kayda deger hicbir ses cikmadigini gorunce de sasirip dedeye kosmuslar:
- Yahu dede, ne yaptin da bu horozun sesini kestin?..
Ihtiyar gulmus:
- Kicina zeytinyagi surdum. Horoz kabararak otmeye yeltendiginde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsin… Ancak gak – guk edebiliyor…

Kissadan hisse:
Arkan saglamsa, istedigin kadar kabarir, diklenir, sozunu dinletirsin.
Arkan bir gevsemeye gorsun, ancak gak-guk edersin…

Ahmet Metin ÇİFTÇİ’ ye teşekkürler…