By-pass

Haftaya iyi haberler ile başlayamadık ne yazıkki.
Amcamlarda bulunan Babam, yürüş yaparken rahatsızlanmış. Pazartesi yapılan tetkiklerde kalp damarların biri tamamen, diğerlerinin ise %90 tıkalı olduğu anlaşıldı.

Çarşamba sabahı yapılacak by-pass operasyonu ile tıkalı damarları değiştirmeye çalışacaklar.

Şu an Tuzla’da GİSBİR hastanesinde 4402 numaralı odada yatmakta.

Edit: 4416 ya aldılar

Babam’a Allah’tan acil şifa diliyorum. İnşallah bu durumu atlatacak.

KAHVE

Kariyer yolunda ilerleyen bir grup yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler.

Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler : ‘Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.

Sunu bir düşünün: Hayat kahvedir. Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de. Bazen sadece bardağa odaklanarak Tanrının sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz. Kahvenizin tadına varın! En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.

Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.

Not: Hikaye için Uğur AKKAYA arkadaşıma teşekkür ederim.

Rami Kışlası

Uzun süredir aradığım Çağdaş Türkü yorumunu sonunda bugün bulabildim. Çok güzel valla…

Rami kışlası kapısı
Islak yıldızlara bakar
Sarı duvarlar ardında
Askerler gülleri bekler

Rami kışlası kapısı
Ardında kapalı düşler
Işır gecenin koynunda
Doğunca ıslak güneşler

Malatyalı Vanlı Muşlu
Bir ranzada kurumuş üçlü
Benim sevdam daha içli
Diye yarışır yürekler

Kimi yorgun kimi tekin
Kimi ağlayacak dokun
Benim günüm daha yakın
Diye yarışır yürekler

Yaşar MİRAÇ

Orman Yangını

Çok etkileyici bir fotoğraf. İlk defa Babe I’m on fire şarkısının klibinde görmüştüm. Geçen google images de gezerken denk geldi… Siteye koymadan edemedim. İlgilenenler içni ufak bi de açıklama yazısı koydum. Çevirmeye vakit olmadığı için ingilizce, kusuruma bakmayın lütfen.

johnmccolgan

John McColgan

Two deer take refuge in the Butterfoot river as there forest home burns.

John McColgan, a BLM firefighter, took photos on August 6th, 2000 while fighting fires in the Bitterroot Valley of Montana. McColgan says he “just happened to be in the right place at the right time” with his Kodak DC280 digital camera.

This photo originally came to people via e-mail, with numerous forwards making its origin highly difficult to trace. It bore only the following message:

“This awesome picture was taken in Bitteroot [sic] National Forest in Montana on August 6, 2000. The photographer, John McColgan, is a fire behavior analyst from Fairbanks, Alaska. He took the picture with a digital camera. Because he was working at the time he took the picture he cannot profit from it; however, we feel the picture is a once-in-a-lifetime shot and should be shared.”

It was subsequently popularized and published in various journals.

Hoşgeldin Bayram Bebek

Hoşgeldin Bayram Bebek, hoşgeldin Hasan Demir…

4. Nesil ilk Bayram bugün tam saat 12’de aramıza katıldı…

Başak ve Umut BAYRAM çiftini tebrik eder, Bayram ailesinin en yeni üyesine tüm sevenleriyle birlikte sağlıklı, başarılı ve mutlu bir yaşam dilerim.

Not: Vallahi Hasan Dedeme benziyor…

Fotoğrafçılık

Oldum olası fotoğraf çektirmeyi sevmemişimdir. Hep vizörden bakan olmayı severim.

Kuzenimin hediye ettiği zenit fotoğraf makinesiyle çıktığım bu yolda Şah Rıza dostum ilk adımlarımı atmama yardımcı olmuş ve temel fotoğrafçılık bilgilerini vermişti (Ocak 2000)

Sonrasında üniversite yıllarında Erdem ÇETİNTAŞ hocamın katkılarıyla bir kaç adım daha atmıştım…

Nedense her zaman fotoğraf benim için videodan önemli olmuştur… Anı durdurmak ve saklamak… Sanırım nedeni bu… 🙂

Artık daha severek daha kolay bu sevdamın peşinden gidebilirim. En sonunda kendime güzel bir dijital fotoğraf makinası aldım. Tabi bunda eski şirketim i-con un ödemediği paralarımı aylar sonra kanun zoru(!) ile alabilmiş olmanın katkısı çok büyük.

He he tabi artık güzel bir makineye sahip olduğumuza kötü çekilmiş fotoğraflara “35mm amatör makineyle bu kadar çekiliyor” bahanesiyle yaklaşamıyacağız…

Netice olarak amaç fotoğraf çekmek… Anı durdurabildikten sonra makine eski olmus, fotoğraf kötü olmuş çok da umrunda olmamalı insanın… Sadece görmeli ve deklanşöre basmalı…