Ergenekon

Sistemini kuranlar, sistemlerini korumak için her türlü yola başvurabilirler. Bunu yapmakta haklı olduklarından söylemiyorum… Bunun bir refleks olduğunu bildiğim için söylüyorum…

AKP bir yandan ufak ufak sistemi değiştirirken, bir yandan da kendi kurmakta olduğu sistemi korumak için bozduğu sistemi koruma girişimlerini güçlenmeden, doğmadan yok etmek için girişimlerde bulunuyor…

İşte “Ergenekon” bunun adı…

Ergenekon hepimizin bildiği gibi bizim doğuş destanımız aslında… Binlerce yıl içinde kaç kez küllerimizden tekrar doğmadık mı? O zaman bu operasyona bu adın verilmesi neden olabilir…? Kendilerince mantıklı bir açıklamaları vardır elbet. Aman benim anladığım kadarıyla ümmet-millet savaşı veriliyor… Türk Milletinin doğuşunu anlatan destanın adı, Türk Milletini arap ümmetine dönüştürmenin savaşına isim oluyor…

Bakmayın siz onların meydanlarda “Ne mutlu Türküm diyene” diye bağırmalarına. Onlar aslında içten içen arap tebası olma yarışındalar…

Bu yarışı sürdürürken yapılan gözaltılara baktığımızda, bir tane Türk olmaktan gurur duymayan, Türkiye Cumhuriyeti için çalışmaktan geri durmayan kişi var mı?

Ben sayımızın hala onlardan daha çok olduğunu biliyorum. Endişem: olay tehlikeli boyutlara ulaşacak. Bu kaçınılmaz. Bu bir refleks. Onlar yıkmaya çalışırken, bizler sistemimizi koruyacağız.

YIKIN HEYKELLERİMİ (Anlayana)

Ey milletim Ben Mustafa Kemal’im.
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim. Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi.Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özgürlük hala en yüce değer değilse eğer
Pırangalı kalsın diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi. Yıkın diktiğiniz heykellerimi.

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi.Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Yetmediyse acısı şiddetin,savaşın
Anlamı kalmadıysa Yurtta Sulh dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi. Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Özlediyseniz fesi, peçeyi Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız Şıhtan,şeyhden,dervişten
Şifa buluyorsanız Muskadan,üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi. Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Eşit olmasın diyorsanız Kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız Yobazın gazabından ürkerek
Diyorsunuz ki okumasın Kadınımız kızımız Budur bizim alın yazımız
Unutun tüm dediklerimi.Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Fazla geldiyse size Hürriyet,Cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanızSaltanatın,sultanın
Hala önemini anlamadıysanızMillet olmanın
Kul olun ümmet kalın Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi. Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Rahat bırakın beni…

(Yazarını bilmiyorum… Ellerine, beynine, duygularına sağlık…)

Anıtkabir

İnsanın duygularını anlatamadığı anlar olur… İşte Anıtkabir ziyaretimiz böyle bir çok ana şahit oldu… Şanlı Türk Ordumuzun çiçek gibi bakıp organize ettiği müthiş bir yapı ‘Anıtkabir’.

Önce kısa bir taksi yolculuğu ile Anıtkabir’in kurulu olduğu Anıttepe mevkisinde nizamiyeye geldik… Bu noktadan ileriye sadece yürüyerek ve tahsis edilmiş olan ring servisi ile gidilebiliyor. Nizamiyeden içeriye hiç bir şekilde el çantalarının dışında büyük çanta vb. sokulamıyor. Biz de girişte bulunan emanete sırt çantamızı bıraktık. (Keşke bırakmadan önce şapkalarımızı almayı akıl edebilseydim.)

Ring servisi ile hareket ettik. Yavaş yavaş sıcaktan etkilenmeden hafif esintili bir şekilde ilerliyorduk…

Ters oturanlar yaklaştıkları yerleri görmek için boyunları koparcasına geriye dönüp bakıyorlardı.

Kısa bir yolculuktan sonra Aslanlı Yolda indik ve Anıtkabir ziyaretimiz gerçek anlamda başlamış oldu.

Tüm diğer ziyaretçiler gibi heyecanla aslanlı yolun başında bulunan merdivenleri çıktık ve yolun girişinde bulunan Hürriyet ve İstiklal kulelerini gezdik.

İstiklal kulesi (sağ) Anıtkabir maketini sergilerken, Hürriyet kulesi (sol) Anıtkabir inşaasında kullanılan malzemeleri ve ilgili fotoğrafları sergiliyordu.

Aslanlı yol karşımızda duruyor ve büyük bayrak direği üzerinde bayrağımız uzakta dalgalanarak bize hoş geldiniz diyordu.

Bu yolda yürüyen kalabalıkları hayal ettim…

Alsanlı yolda girişte bulunan erkek ve kadın heykel grupları, aslanlı yola adını veren aslan heykelerden daha ilgi çekici duruyorlardı tabi ki.

Özellikle kadın heykel grubunun Ata’yı uğurlamayı tasvir ediyor olmasından çok etkilendim…

Ama yolun iki tarafında karşılıklı olarak dikilmiş kırmızı ve beyaz güller kocaman kocaman açmışlar ve insanlara eşlik ediyorlardı. Özellikle kırmızı güllerin büyüklüğü bu topraklar için dökülen kanların çokluğunu gösterir gibiydi.

Ata’nın askeri olmanın verdiği gururla nöbet değişiminden dönen askerlerimiz.

Aynı mekan içinde istirahat eden ebedi silah arkadaşları.

Özel olarak yapılan bayrak direğinde ay-yıldızlı bayrağımız nazlı nazlı dalgalanırken ona bakan bir insanın gurulanmaması mümkün mü?

“Dalgalan sen de şafaklar gibi, ey nazlı hilal!”

Rahat uyu… Emanetine sahip çıkacağız…