Bekçi

Bekçi
Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür ;
‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra
‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .
Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir malimüsavir, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.
Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır.

IMF

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Prada ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve Stefano Ricci kravatlı bir sürücü, aşağıya inip, çobana sormuş.

— Kaç tane koyunun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini verir misin?

Çoban, bir adama bir de koyunlarına bakmış; “Tamam” diye cevap vermiş.

Genç adam arabasını park etmiş. Telefonunu bilgisayarına bağlayıp, bir NASA sitesine girmiş, GPS’ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Ardından, çobana dönerek;

“Tam 983 adet koyunun var” demiş.

Çoban da “Doğru” diye cevap vermiş, “Koyununu alabilirsin”. Genç adam koyunu almış ve jeep’inin arkasına koymuş. Bu kez çoban genç adama dönüp;

“Peki… Senin nerede ve ne iş yaptığını bilirsem, koyunumu geri verir misin?” diye sormuş. Adam da “Evet neden olmasın” diye yanıtlamış. Bunun üzerine çoban;

“Sen IMF’de uzmansın” demiş.

Adam hayretle sormuş; “Nasıl oldu da bildin?” Çoban “Çok basit” diye cevap vermiş. “Buraya çağrılmadan geldin, bu bir. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsüne gelince, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!”

Temel ve tarikat

Temel bir tarikata girmek için başvurmuş.
Şeyhin karşısına çıkarmışlar.
Şeyh Temel’e:
-Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın demiş.

Neyse aradan üç hafta geçmiş ve temel şeyhin önüne tekrar gelmiş.
Şeyh sormuş: Temel tamam mı? Sabredebildin mi?
Temel: Valla, ilk hafta hiç problem yoktu.
İkinci hafta sabrım çok zorlandı ama dayandım.
Üçüncü hafta, markete alışverişe gittiğimizde,
benim kari üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu.
Hatunun bacakları gözükünce içim gitti.
Daha sonra paketler yere düştü.
Benim kari da paketleri almak için eğilince dayanamadım.

Şeyh: aaaa olmadı simdi. Biz seni tarikata alamayız…

Temel: Bosver tarikatı bizi artik Market’e de almıyorlar…!

Atatürkçülük

Atatürkçülük –ğü özel, isim 1. Atatürk’ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti’nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalizm. 2. Bu ilkeye bağlılık.

İçelim akıllanalım

Aytekin göndermiş… Bi akşam doğruluğunu ciddi şekilde kontrol etmemiz gerek diye düşünüyorum…
Yazı şöyle:

Bir bufalo sürüsü en yavas bufalonun hızında hareket eder. Sürü saldırıya uğradında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar öldürülür.

Bu dogal seleksiyon, sürünün tümü için yararlıdır, çünkü sürünün genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur.

Aynı şekilde, insan beyni de en yavaş beyin hücrelerinin hizinda çalışır.

Bugün, bildiğimiz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini öldürmektedir. Ancak, doğal olarak, alkol en yavaş ve zayıf olan beyin hücrelerine saldırmaktadır. Bu yolla biranin ve/veya şarabın az miktarlarda düzenli tüketimi, zayıf beyin hücrelerini öldürerek beynin daha hızlı ve etkili bir makine olmasını sağlamaktadır. işte bu nedenle, birkaç kadehten sonra, her zaman kendinizi daha zeki hissedersiniz.

Neymiş o zaman;

İçelim akıllanalım…